İsrail ile İngiltere arasındaki tansiyon yükselmeye devam ediyor. Tel Aviv ile Londra arasında E1 krizi büyümüşken, İsrail, İngiliz temsilcileri Gazze Koordinasyon Merkezi'nden çıkardı. Bu gelişme üzerine, İngiliz Dışişleri Bakanı Ed Miliband'ın yayınladığı video, tartışmalara yeni bir boyut kazandırdı.
Miliband'ın, "Gazze'de görev yapan insanlarla bir toplantıdan çıktım. Orada yaşanan korkunç olayları anlattılar. Gazze Şeridi'ne ilaç girişini ve tedaviyi de engelliyorlar" sözlerine sadece İsrail değil, Tel Aviv'deki Amerikan Büyükelçisi Mike Huckabee de sert tepki gösterdi.
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Filistinlilerin tıbbi tedaviye erişiminin engellendiği iddiasının büyük bir yalan olduğunu savundu. Netanyahu daha da ileri giderek, İngiltere'yi "Britanya İslam Cumhuriyeti" olarak tanımladı. Bakan Miliband, Gazze'deki çocukların tıbbi tedavi beklerken öldüğünü hatırlattı ve "Birleşik Krallık hükümeti olarak, Başbakanın da söylediği gibi, harekete geçmeliyiz ve bunu şimdiye kadar yaptığımızdan daha kararlı bir şekilde yapmalıyız" dedi.
Miliband'ın bu açıklaması, İngiltere'nin Filistinlilerin hakları konusunda sert bir politika izleyeceğinin ve iki devletli çözümü daha güçlü bir şekilde savunacağının habercisi olarak görülüyor. Huckabee ve Saar'ın İngiliz Dışişleri Bakanına tepkilerinin bir nedeni de Miliband'ın Yahudi olması.
Her iki isim, Miliband'ın Yahudi köklerine ihanet eder pozisyona düşmemesi gerektiğini söyledi. Evanjelist Hristiyan olan Amerikan Büyükelçisi Huckabee çok daha ileri giderek Miliband'ı Yahudi düşmanı ilan etti. Söz konusu tartışmalardan daha önce İsrail ile İngiltere arasındaki tansiyonu yükselten konu ise Batı Şeria'daki E1 adıyla bilinen Yahudi yerleşiminin genişletilmesi yönünde alınan karardı.
E1 projesi, 3.400 yeni konutu içeriyor ve Kudüs ile Ma'ale Adumim bölgelerinin birbirine bağlanmasını içeriyor. Bu hamle, gelecekteki bir Filistin Devleti'nin kalbi olarak görülen Beytüllahim, Doğu Kudüs ve Ramallah'ın bütünlüğünü ve aralarındaki bağlantıyı ortadan kaldıracak.
Proje, büyük bölümü boş olan bölgede, ilk aşamada 1.234 konuttan oluşan yeni bir Yahudi yerleşim birimi inşa etmeyi hedefliyor. E1'in bir Filistin devletinin kurulmasını engellemesinden endişe eden önceki Amerikan yönetimleri ve uluslararası kamuoyu, projeye şiddetle karşı çıkmıştı.
Bu nedenle de E1 projesi uzun yıllar boyunca donduruldu. İsrail Hükümeti, 27 Ekim'deki erken seçimler öncesi özellikle de Ulusal Güvenlik Bakanı Ben Gvir ve Maliye Bakanı Smotrich'in oy kaygısından . E1 Projesi'ne sert tepki veren Miliband ise planın kabul edilemez ve yıkıcı olduğunu söylemişti.
İngiliz Bakan, yasadışı yerleşimlerin genişletilmesine katılanlara yönelik yaptırımlar da dahil olmak üzere, bir dizi kapsamlı önlem almak için çalışmalar yürüttüklerini duyurmuştu. İsrail Dışişleri Bakanı Saar da Miliband'a "Eğer İngiltere İsrail'e karşı harekete geçerse, İsrail de İngiltere'ye karşı harekete geçecektir" yanıtını vermişti.
Londra'nın, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Ben Gvir ve Maliye Bakanı Smotrich'e yaptırım uyguladığını ve İngiltere'ye giriş yasağı koyduğunu da hatırlatalım. İngiltere ile İsrail arasındaki gerginliği artıran bir diğer konu da Falkland Adaları meselesi. İsrail, İngiliz işgalindeki adaların Arjantin'e geri verilmesini isteyen Buenos Aires yönetiminin yanında yer alarak Londra'ya baskı yapmaya çalışıyor.
Uluslararası meselelere katılmasıyla bilinen oğul Yair Netanyahu, "Falkland Adaları İngiltere'ye değil Arjantin'e aittir" açıklamasını yapmıştı. Amerikan Başkanı Trump'ın, Falkland'daki İngiliz egemenliğini yeniden düşüneceklerini söylemesinden sonra Arjantin Devlet Başkanı Milei'nin adalar üzerinde hak ettiklerini açıklamıştı.
Bu konuyu ayrıntılı yazacağımız için şimdilik özetle yetiniyorum. İsrail'deki seçimlere yaklaşık 45 gün kala, 7 Ekim saldırılarıyla ilgili yeni iddialar ortaya atılıyor. Yeni bir rapora göre, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e saldırı düzenlediği, sabah 06.29'da Netanyahu'ya bildiriliyor.
Herkes Netanyahu'nun hızlıca 50 km mesafedeki olay bölgesine gideceğini düşünüyor. Ama Netanyahu'dan ses çıkmıyor. İstihbarat Örgütü Şin Bet, Netanyahu'nun 2 saat sonra, yani 08.22'de bölgeye geldiğini kaydediyor. Ancak Savunma Bakanlığı yetkilileri ise Netanyahu'nun geliş saatini 09.30 olarak veriyor.
Üstelik Netanyahu'nun 06.29'dan 09.30'a kadar hiçbir güvenlik ya da istihbarat yetkilisini aramadığı da ortaya çıkıyor. Savunma Bakanı Yoav Gallant'ın ise Netanyahu'dan önce harekete geçtiği belirlendi. Buna göre, olay bölgesine 80 km uzaklıkta olan Gallant, Hamas saldırısının bilgisini aldıktan 1 saat sonra, yani 07.30'da olay bölgesine gelmiş.
Önümüzdeki 27 Ekim'de yapılacak seçimler öncesi Netanyahu, siyasi rakiplerinin "İsrail tarihinin en büyük saldırısına uğramışken, sen 3 saat boyunca neden ortada yoktun ve neden hiçbir istihbarat ve ordu komutanıyla iletişim kurmadın? Neden saatlerde evinden çıkmadın?" sorularıyla karşı karşıya kaldı.
Netanyahu ise "Neden beni kimse daha önce uyandırmadı?" diyerek kendini savunmaya çalışıyor. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. binyamin netanyahuİngiltereBİRLEŞİK KIRALLIKGürbüz Evren Independent Türkçe için yazdı Gürbüz EvrenSalı, Eylül 8, 2026 – 08:15 İsrail ile İngiltere arasında E1 ve Gazze gerilimi tırmanıyor / Kolaj: Independent Türkçe TÜRKİYE'DEN SESLER